Yansıma II

Tolga Gerger

“Biz genç Harbiyeliler, Fransız İhtilali Beyannamesi’nde insan hak ve hürriyetlerine verilen önemi gizli de olsa okumuş ve öğrenmiştik”

Ali Fuat Cebesoy

 

Geçişin kanalları bir mektuplaşmadan ibaret değildi. Türk Modernleşme tarihi yazılacaksa bu askeriyenin tarihidir. Geçiş hiç şüphesiz ordunun yenilenme ihtiyacına göre şekillenecekti. Hıristiyan düşmanlar artık daha güçlüydü. Reform kaçınılmazdı. Bu sırada genç veliaht Selim bizzat XVI Louise ile mektuplaşıyordu.

Söz konusu mektup, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivi’nde, III. Selim’in şehzadeliğinde Fransa kralı XVI. Louis ile yaptığı yazışmaların muhafaza edildiği dosyadadır. Şehzade Selim’in amcası I. Abdülhamid’ten gizlice Fransa kralı XVI. Louis ile başlayan bu yazışmalar ilk defa Münir Paşa tarafından bilim dünyasına duyurulmuştu. Fransız Dışişleri Bakanlığı Arşivi’nde bulunan belgelere dayanılarak hazırlanan makalede, Münir Paşa, İshak Bey ve yazışmaların nasıl yapıldığından bahsettikten sonra, yazışmalar hakkında detaylı bilgi verir. Ünlü tarihçimiz İsmail Hakkı Uzunçarşılı ise 1938 yılında bu mektuplaşmayı yayınlamıştır.

Veliah Selim tahta geçmeyi arzuluyordu. Bu arzusunu Sadrazam Halil Hamid Paşa ile paylaşmıştı. Selim’in bu dönemde taraftarlarının olduğunu biliyoruz. Bu taraftarların desteği ile Halil Hamid Paşa onu bir saray komplosuyla tahta geçirmeyi istemiştir. Bu komployu öğrenen I. Abdülhamid Sadrazamı idam ettirir. Veliaht Selim hükümdar olmak için bir süre daha beklemek zorundadır.  Selim yinede hükümdarlığa hazırlanıyor ve daha şimdiden dost ve müttefik arıyordu. Abdülhamid, genç şehzadenin hükümdar olmak için gösterdiği hırsı görüyor fakat alicenap davranıyordu. Bu Osmanlı yönetiminde ender görülen bir davranıştır.

Selim elde ettiği adamları vasıtasıyla Fransa ile temas etti; zaten reform hareketleri münasebetiyle heyetler karşılıklı olarak gelmeye başlamıştı. Bir zarf içinde bulunan on altı mektuptan ikisi Şehzade Selim tarafından XVI. Louis’e  ve biri Fransız Dışişleri bakanına yazılmıştır. Fransa’dan Selim’in mektuplarına cevap olarak XVI. Louis tarafından iki ve Fransız dışişleri bakanından iki mektup gelmişti. Mektuplaşmaya aracılık eden İstanbul’daki Fransız elçisi Choiseul-Gouffier tarafından Şehzade’ye hitaben yazılan üç mektup da aynı dosyada yer alır. Bunların yanı sıra İshak Bey’den Şehzade Selim’e iki tane bir tane de Selim’den İshak Bey’e  gönderilen mektupları ihtiva eder. Ebubekir Ratıb Efendi ile Şehzade Selim arasındaki yazışmalara ait toplam üç adet mektup mevcuttur.

Selim’in XVI. Louise ile mektuplaşmalarında ağabeylik taslayan kraldan iyi tavsiyeler alıyordu. Yapacağı yenilikleri kafasında kurmuş olan Selim Fransa’da yangının başladığı sene tahta çıktı.

Fransa’da başlayan devrimin ateşi bütün dünyayı etkilemiştir. Bu etkiyi halen görmek mümkün. Devrimin ilk etkileri Türkiye’ye basın yoluyla geldiğini söylemek yanlış olmaz. Avrupa’da yaşanan bu büyük olaya karşı Türkler  üzerindeki ilk etkisi son derece az oldu. Devlet bunu Fransa’nın bir iç meselesi olarak görmüştür. Hatta devrim savaşları başlayıp Avrupa devletleri sarsılmaya başladığında bile bunu Hıristiyan dünyasına ait bir mesele olarak yorumlandı. Tarihçi  Cevdet Paşa Avrupa’da bu yangın yaşandığı sırada sarayda olan bir olayı ilginç şekilde anlatır. III. Selim’in sır katibi Ahmet Efendi 1792’nin Ocak ayında ruznamesine(günlüğüne) şöyle bir not düşer;

“Fransa’daki gibi bir karışıklık inşallah İmparatorluğun düşmanlarında da frengi gibi yayılır ve onları birbirine düşürür, böylece İmparatorluğun menfaatine sonuçlar doğar, Amin”

Basın her zaman büyük bir silahtır. Devrim fikri Türkiye topraklarına yayılmalıydı. Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde iletişim amaçlı ilk yayın organları olarak Fransızca üç bülten dikkati çekmektedir. Bunların birincisi; Eylül 1795’ten  Mart 1796’ya kadar yayımlanmış olan “Le Bulletin de Nouvelles”, ikincisi; Eylül 1796’dan Mayıs 1797’ye kadar çıkarılmış “La Gazette Française de Constantinople” ve üçüncüsü; Mayıs 1797’den Temmuz 1797’ye, sadece üç ay devam ettirebilmiş “Mercure Oriental”dir. İstanbul’daki Fransız Elçiliği’nce özel olarak kurulmuş bir matbaada basılan bu yayınlar, ilk anda Türk basın tarihinden çok Fransız basın tarihiyle ilişkili görülebilir. Bu görüş pek de yanlış olmaz. Zira, dilleri Fransızcadır. Üstelik öngörülen hedef kitleleri de Türkler değil Fransızlardır. Fransız Devrimi’ni ve fikirlerini ülke dışında yaşayan Fransızlara iletmek ve onları da yeni Cumhuriyet rejimine kazandırmak amacıyla çıkarılmışlardır. Osmanlı Devleti içinde yaşayan Fransızlar böylece ülkelerinde olup bitenleri, yeni kanunları ve kavramları öğrenebileceklerdir.  Fakat, biraz daha ayrıntıya girildiğinde, bu üç yayın organının sadece Fransız basın tarihine ait sayfalar olarak kabul edilemeyecekleri de açıkça görülür. Politik bir gaye taşıdıkları muhakkaktır, ama hedeflerinin yalnızca Fransızlar olduğu kuşkuludur. Onca masraf ederek “Devrim cumhuriyetinin çıkarlarına en uygun biçimde hizmet etmek, konvansiyon bültenini ve yasalarını tanıtmak” üzere Marsilya yoluyla İstanbul’a iki matbaa makinesi getirten, özel harfler döktürten Fransız Elçiliğinin, Osmanlı halklarını, söz konusu propaganda atağının kapsamı dışında tuttuğunu zannetmek safdillik olur. İstanbul’da yaptıkları da, sözde Türkiye’de yaşayan Fransızlara, ama aslında Osmanlı aydınlarına yönelik bir yayıncılıktı.

Fransa devrimin getirdiği ateşle kabına sığmayan bir hal  almıştı. Compo Formio anlaşmasıyla birlikte Venedik Cumhuriyeti’nin toprakları bölündü. Bu artık bir dönüm noktasıydı. Venedik toprakları içinde bulunan İyon Adaları, Arnavutluk ve Yunan sahil şeridi Fransa Cumhuriyeti topraklarına bağlandı. Artık Fransa Osmanlı ile sınır komşusu olmuştu.. Oldukça kısa bir zaman sonra Mora’dan ürkütücü haberler gelmeye başladı.  Eşitlik ve hürriyet fikrinin Yunanlara Fransızlar tarafında aktarıldığı bilgileri geliyordu. Her ne kadar Fransızlar konu hakkında güvence veriyor olsalar da devlet devlet hayatı gerekçesiyle bunlara inanmamıştır. Bunun nedeni devrimin ilk günlerinden itibaren gelen raporlardır..

Henüz 1789 yılının baharında Reisü’l-Küttab Ahmet Atıf Efendi’ye Divan’a Fransa’da yaşanan gelişmeler hakkında genel bir rapor istenmiştir. Atıf Efendi olayların sıcaklığı ile hazırladığı bu rapor oldukça ilginçtir. İhtilalin ilk yansıması olan bu rapor yıllarca değişmeyen hatta günümüze kadar gelen bir anlayışın devamı sayılabilir.

“Birkaç sene önce Fransa’da patlak veren fitne ve fesat ateşinin dört bir yana saçtığı isyan ve bela kıvılcımlarının ve yaydığı alevlerin bundan yıllar önce mel’un sapkınların zihninde tasarladığı ve uyanmak için fırsat kollayan uykudaki bir fitne olduğu ileriyi görebilenlerin malumudur. Şöyle ki Voltaire ve Rousseau isimli tanınmış zındıkların ve onlar gibi maddecilerin, haşa, peygamberlere ve büyük hükümdarlara sövüp sayıp bütün dinleri kaldırıp bir kenara atıp, eşitlik ve cumhuriyetçiliğin lezzetli tadını ima eden pek çok eser yazıp yayınlamışlardır. Bu yazılanların hepsi akla yatkın görünen söz ve ifadelerle, alaycı bir üslupla, halkın anlayacağı bir dilde kaleme alınmıştır. Bu yazılarda bir yenilik lezzeti bulan pek çok insan, hatta gençler ve kadınlar bile, bunlara meyletmişler, sözlerine dikkat kesilmişler ve böylece sapkınlık ve fesat frengi gibi beyinlerindeki damarlara yayılarak inançlarını çürütmüştür. İhtilalin şiddeti arttıkça, hiç kimse kiliselerin kapatılmasına, din adamlarının katledilmesine ve kovulmasına, din ve mezheplerin kaldırılmasına itiraz etmez olmuştur. Eşitlik ve hürriyete can atmaktadırlar, zira bu yolla dünyada kusursuz mutluluğu bulacaklarını umarlar. Bencillik ve kendi menfaatine düşkünlüklerinden dolayı fitne ve fesat çıkaran bu şer takımı, sıradan insanlar arasında gitgide yayılan fikirlerine uygun olarak bu mutluluğu umut etmektedir. Çok iyi bilinmektedir ki, her bir devletin nizamı ve birliğin temelindeki nihai unsur, kutsal kanunların, dinin ve mezheplerin kök ve dallarına sımsıkı biçimde tutunmaktır. Ülkenin sükuneti ve tebanın kontrolü sadece politik araçlarla sağlanamaz, kulların kalbinde olan Allah korkusu ve ahret fikri bu sarsılmaz kutsal hükümlerden birisidir. Hem geçmişte hem de günümüzde her devlet ve halkın doğru ya da yanlış kendi dini olmuştur. Bununla beraber Fransa’daki fitne ve fesatı çıkaranlar hiç görülmemiş  biçimde şer amaçlarına ulaşabilmek için, yaptıklarının korkutucu sonuçlarını tamamen göz ardı ederek, sıradan halktan Allah korkusu ve ahret fikrini söküp  atmışlar, her tür iğrenç işi meşrulaştırmışlar, ar ve namusu  tamamen imha etmişler ve böylece  Fransa ahalisini bir hayvan seviyesine  kadar indiren  yolu açmışlardır. Bununla da yetinmeyip her yerde kendileri gibi destekçiler bulmuşlardır. Diğer devletleri, rejimlerini müdafaa işiyle meşgul etmek ve böylece  kendilerine saldırmalarına önlemek için amacıyla insan hakları dedikleri  ihtilalci beyannamelerini her dile tercüme etmişler, basıp yaymışlar ve ülkelerin sıradan halklarını ve dinlerini tabi oldukları hükümdarlarına isyan etmeleri için tahrik etme gayretine girmişlerdir.”

Bu belge ilk yansımanın etkisinin devlet hayatında nasıl yorumlandığına dair önemli bir ipucu taşır. Fransız Devrimi Osmanlı İmparatorluğunu tehdit ettiği kadar Hıristiyan ülkeleri de tehdit eden bir tehlike olarak yorumlanır.

Fakat süreç kaçınılmazdı. Bu ilk etkinin yansıması daha da ağrılaşacak ve sonunda kan dökülecekti.

 

Devam Edecek

 

Tarih Yazılmaya Devam Ediyor.

 

Kaynaklar:

Fransa-Mısır ve Osmanlı İmparatorluğu Enver Ziya Karal

İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı İlber Ortaylı

Osmanlı Modernleşmesi, Fransız İhtilali ve Ahmed Şuayb Örneği Atilla Doğan

Fransız İhtilalinin Osmanlı Devleti Üzerindeki Etkileri  Sina Akşin

Modern Türkiye’nin Doğuşu Bernard Lewis

Toplum Sözleşmesi J.J. Rousseau

Fransız İhtilali ve Etkileri İsmet Giritli

Cevdet Paşa Tarihi

Şehzadeye Öğütler: Ebûbekir Ratıb Efendi’nin Şehzade Selim’e (III) Bir Mektubu Aysel Yıldız

İ.  H. Uzunçarşılı Belleten Nisan 1938

 

 

“Yansıma II” hakkında bir görüş

  1. bu yazının ilk bölümünü bulmak için, etiketleri tek tek taramak gerekiyor. yazının başına önceki bölüm(lerin)ün, sonuna da sonrakilerin bağlantılarının konması, kesintisiz okuma kolaylığı sağlayacaktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir