Kanun-ı Esasi

Filiz Özdemir

Anayasa ve anayasacılık esasında batı kökenli kavramlardır.İlk nüveleri de batıda hak ve özgürlük bildirgeleri olarak ortaya çıktı.En eski örneği İngiltere’de 1215’de yayımlanan Magna Carta Libertatum’dur.Bunu 1688 tarihli Bill of Rıghts isimli metin izledi.Bu metinler monarşinin sınırlarını belirlemekteydi.18.yüzyılda Kuzey Amerika ile Fransa’da ortaya çıkan daha gelişmiş metinler ise modern anayasacılığın öncüsü oldu.Osmanlı İmparatorluğuna geldiğimizde ise karşımıza 1876 yılında ilan edilen Kanun-ı Esasi çıkar.Bu metin,ilk Osmanlı Anayasası olması hasebiyle önem arz eder.Ama tıpkı ABD ve Avrupa’daki benzerleri gibi tarihi bir sürecin ürünüdür.Kanun-ı Esasi’ye giden ilk aşama 1808 yılında ilan edilen Sened-i İttifaktır.İlber Ortaylı bu metni “gecikmiş bir Magna Carta” olarak tanımlar.Sened-i İttifak,merkez yönetimi ile taşra arasında karşılıklı söz vermeye,toplumsal bir mutabakata işaret eder.Esas itibariyla baktığımızda bizde anayasal hareketlerin başlangıcına referans olarak verilir.Bu yüzden önemi çok büyüktür.Sened-i İttifak,büyük bir dönüşümü,büyük ölçüde mutlak iktidarın paylaşılması sürecini de beraberinde getirecektir.

Kanun-ı Esasi’ye gidişte ikinci aşama, II.Mahmud’un çeşitli alanlarda gerçekleştirdiği reformlar ve Sultan Abdülmecid’in saltanatının başında ilan ettiği Tanzimat Fermanı’dır.II.Mahmud yeniçeri ocağını ilga etmekle askerin siyaset üzerindeki etkisini kaldırmış,ulemanın etkisini azaltmış ve idareye daha fazla katılımı sağlayacak kurumlaşmayı gerçekleştirmiştir.Tanzimat’ın ilanı da,aslında kendinden önce başlayan sürecin tamamlanmasıdır.Tanzimatta;devletin, aslında halkın hizmetinde olduğu vurgusu yapılması yeni bir yönetimsel mantık oluştuğunu gösterir.İçeriğinde yer alan toplumsal talepler,kişisel haklar ve dokunulmazlıklar,yönetim usulleri,padişahın ve diğer görevlilerin yetki ve iktidarlarını sınırlayan hususlar bu fermanı anayasa düşüncesine götüren bir basamak olarak görmemize imkan tanır.

1856 yılında ilan edilen Islahat Fermanı da Kanun-ı Esasi’nin altyapısı olarak karşımıza çıkacaktır.Ana hedefi;Müslüman olmayan uyruklara Müslüman olanlarla her yönden eşitlik sağlamaktı.Bu fermanın ilanı siyasi,hukuki ve idari bazı sonuçlar doğurdu.Bu süreçte,merkezde oluşturulan kurullar ile taşrada yaygınlaşan meclisler Osmanlı toplumunun idareye katılımını sağladı.Bir çok kanun ve düzenlemelerin bu meclislerden çıkması,adı konmamış bir parlemento fikri uyandırdı.Anayasa fikrinin oluşumuna katkı sağlayan bir diğer faktör de Gayrimüslim unsurlara verilen Cemaat Nizamnameleri oldu.Ayrıca bir çok yeni kurum hayata geçirildi,eğitimde önemli adımlar atıldı,Takvim-i Vekayi ve diğer gazetelerle birlikte halkla muhatap olma çabaları ortaya çıktı.1860’lardan itibaren de ciddi fikri hareketler başladı.Kendilerine”Yeni Osmanlılar” diyen bu yenilikçi aydın gruba göre devleti içinde bulunduğu sıkıntıdan kurtarıp ilerlemesini sağlayacak olan model,anayasal sistemdi.Devletin içinde bulunduğu mali kriz,Avrupa kamuoyunda Osmanlı aleyhtarlığı,içerideki muhalefet hareketleri,Balkanlar’da da bir dizi hadisenin peş peşe gelmesi yeni bir sistem değişikliğine gidilmesi gerektiğini gösteriyordu.Bu da dönemin bürokrat aydınlarına, uzun süredir hayal ettikleri Kanun-ı Esasi üzerinde çalışma fırsatı verdi.Bu sırada II.Abdülhamid padişah oldu.Ancak Kanun-ı Esasi tartışmaları daha önce başlamıştı.Nihayet 30 Eylül 1876’da Padişah İradesiyle Cemiyet-i Mahsusa isimli bir komisyon oluşturularak çalışmalara başlandı.Çalışmalar neticesinde 12 bölüm 119 maddelik ilk Osmanlı Anayasası olan Kanun-ı Esasi kabul edilerek 23 Aralık 1876’da ilan edilerek uygulamaya konuldu.

 

KAYNAKÇA

TANÖR,Bülent, Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri,Yapı Kredi yayınları,İstanbul 2004

Editör:Akyıldız,Ali,OsmanlıDevleti’ndeYenileşme Hareketleri(1876-1918),Anadolu Üniversitesi Yayınları,Eskişehir 2013

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir