İttihat ve Terakki I

Tolga Gerger

“Milletimin büyüklüğünden ve fakat hükümetin, hakimlerin, saray çevresi denilen kötülük ve hıyanet yuvasından, ordunun gerilik ve düşkünlüğünden  söz ettikçe ve son Türk-Rus Harbi’nde bir menfaat karşılığında padişahın etrafını alıp kandıranların kötü tesirleriyle kazanmanın nasıl ortadan kaybolduğunu anlattıkça içim sızlıyordu. Hainler, alçaklardan öç almak gün ve kuvvetini bana vermesini Yüce Allahımdan diliyordum”

Resneli Niyazi

 

Devletler zayıf oldukları zaman gösterişli davranırlar. Osmanlı tarihi bunun en büyük örneğidir. Topkapı Sarayına bugün gittiğimizde karşımıza oldukça mütevazı bir yapı çıkar. Devletin en güçlü olduğu dönemde buradan yönetilmiş olduğu gerçeği karşısında şaşırırız. Kanuni buradan dünyaya hükmetmiştir. Fakat Dolmabahçe Sarayına baktığımızda tam tersi bir yapıyla karşılarız. Devletin parçalanmaya yüz tuttuğu bir dönemde yapılan bu saraya bugün gittiğimizde “büyük lüksü” görürüz.. Peki bunun nedeni neydi cevabı galiba yine tarihte saklı.

Osmanlı İmparatorluğu uzun zamandan beri gücünü yitirmişti. Bu durumun o kadar çok nedeni vardır ki bugün bile tarihçiler bu nedenleri sıralarken zorlanır. Basit ve anlaşılır olmak gerekiyor. Üretmeyen toplumlar ve coğrafyalar ya yerinde sayar yada geriler. Bugün bile bunu dünyaya baktığımızda görebiliriz. Osmanlı ekonomi, bilim ve askeri süreçte geri kalmıştı. Bu geri kalmanın bedelini zaman geçtikçe ağır bir şekilde ödedi. 19. Yüzyılın ikinci yarısına geldiğinde durum içinden çıkılmaz bir hal almıştı. İşte tam bu dönemde toplumun öncü isimleri yeni bir yönetim şeklini konuşmaya başladı. Meşrutiyet kelimesinin tartışılmasını birçok tarihçi 1860 yılına dayandırır. Bu tarihin belirtilmesi oldukça manidar. Kırım Savaşı sonrası Osmanlı bürokrasisi Meşrutiyet düzenini istiyordu. Daha öncesinden dünyanın ve ülkenin gidişatını gören yöneticiler bu yıkılış sürecini durdurabileceklerine inandıkları  Meşrutiyet düzenine geçmeyi düşünmüşlerdir. Bazı tarihçiler Mustafa Reşit Paşa’nın II. Mahmut’a Meşrutiyet yönetimini övdüğünü söyler.

Şunu unutmamamız gerekiyor Jön Türk hareketini anlayamadan İttihat ve Terakkiyi anlayamayız. Bu oluşumları zaruretler meydana getirdi ve bu zaruretlerin hepsi ülkenin kurtulması içindir. Artık ilerlemek veya  ayakta kalabilmek için bir şeyler yapmak gerekiyordu. Bu hareketi meydana getirecek ideolojik koşullar 1860’lı  yıllarının başında ortaya çıktı. Bu kadro dönemin ünlü gazetesi Tasvir-i Efkar gazetesinin etrafında şekillendi.  Bu şekillenmeyi öne çıkartan isim Şinasi’dir. Şinasi sadece sanatsal anlamda  değil  düşünce anlamında da ilklerin temsilciydi. Konu hakkında araştırmalar yapan Şerif Mardin Şinasi’nin önemini şöyle anlatır;

“ Yeni Osmanlılar (Jön Türkler)  hareketini pek çok akımlar etkilemiş olsa bile , hareketin fikirsel  geleneklerinin temeli tek kişi tarafından atılmıştır; yapıtlarıyla Türk aydın sınıfına 19. Yüzyıl Avrupa’sının sosyal ve ekonomik görüşlerini tanıtan, Şair Şinasi Efendidir”

Şinasi; klasik söylemden uzak büyük bir aydındır. Kendi toplumunu anlamaya çalıştığı gibi dünyayı da bilmektedir. 2017 yılında böyle bir kimliği bulmak oldukça güç. Toplumsal kaosun gün geçtikçe arttığı günümüz coğrafyasında bile bu denli ilerici kimliğe sahip birini gösteremiyorum.

Şinasi daha Tercüman-ı Ahval gazetesinde çalışırken yazılarında Osmanlı İmparatorluğunun bu noktaya nasıl geldiğini ve çözümün hangi yollardan sağlanması gerektiğini anlatan yazılar kaleme almıştır. Siyasetin yanı sıra Batılı anlamda ilk Türkçe tiyatro oyunu olan Şair Evlenmesi yine onun tarafından yayınlanır. Tercüman-ı Ahval sürecinde Agah Efendinin siyasi söylemlerden çekinmesi sonrası gazeteden ayrılır. Düşüncelerini daha iyi anlatabilmek için kurduğu Tasvir-i Efkar gazetesinin daha ilk sayısı o zamana kadar anlatılmayan konuların açıklanması bakımından önemlidir. Şinasi bu yazısında halkın ülke sorunları konusunda, söz söyleme, çözüm önerme hakkının varolduğuna işaret ederek: “Halk ancak gazete aracılığıyla kendisini ilgilendiren konularda düşüncelerini belirtebilir. Bunun için de, gazete her kültürlü ulus için gereklidir” diyordu. Devlet ile kamuoyu arasındaki ilişkiyi de şöyle belirtiyordu: “Devlet ulusun temsilcisi olarak işleri yönetir ve ulusun gönenci(rahatı) için çalışır. Ulus da söz ve yazı yardımıyla kendi esenliği  konusunda görüşlerini açıklama hakkına sahiptir”

Bu söylemler yeni bir dönemin adeta habercisidir. Yakın bir zamanda Jön Türkler olarak adlandırılacak bu oluşum fikir anlamında bir yeniliği getirmeyi istiyorlardı. Bu fikir; ulus, vatan ve özgürlük ilkesinde şekillenmiştir. Konunun kimi uzman isimleri Jön Türk hareketini “yeni bir fikir bulamamak” yada “Avrupa’nın fikirlerinin popüler söylemcisi” olarak günümüzde tanımlamaktadır. Her durumda bir gerçekle karşı karşıyayız yeni bir akım doğuyordu ve bu akım kendini sanat dahil devletin yönetim şeklinde bulacaktı. Bu bizim tarihimiz için önemlidir.

Başlayacak olan Yeni Osmanlılar hareketi halkta çok büyük bir etki elbette yaratamamıştır. Fakat bu yeni fikirlerin bu ülkede tartışılmasına zemin hazırlayacaktır. Şinasi, Namık Kemal, Ali Suavi gibi öncü isimlerin Avrupa’dan özellikle Fransız Devriminden etkilenmemesi mümkün müdür? Fransız Devrimi entelektüel ifadesini tamamen dindışı bir söylemde bulan Avrupa’daki ilk büyük toplumsal ayaklanmaydı. Bizlere bugün okul kitaplarında sadece ayaklanmaların nedeni olarak anlatılan Fransız Devriminin etkisi “yenilik” taraftarları arasında büyük olmuştur. Rönesans sonrası Avrupa’da başlayan hak ve hürriyet arayışı Batıyı daha yakından tanıyan, dil bilen ve Osmanlı’nın kurtuluş reçetesinin yeni bir düşünceden ileri geldiğine inanan insanlarca taraftar toplamıştır. Bu topluluk Avrupa’nın tabiriyle “Yeni Türklerdir”.

Bu düşüncelerle oluşacak fikrin kendini bulduğu nihai yer  İttihat ve Terakkidir. Şinasi’nin öncülüğünü yaptığı bu söylemler kendisine zamanla taraftar toplayacaktır. Ali Suavi, Namık Kemal gibi ilerici aydınlar topluma basın yoluyla “eleştiri ve sorgulama” kavramlarını kazandırarak bu süreci hızlandıracaktır.

1865 Yılına gelindiğinde yeni bir süreç başlayacaktı..

 

Devam Edecek

 

Tarih Yazılmaya Devam Ediyor

 

 

 

Kaynaklar:

Tarık Zafer Tunaya Türkiye’de Siyasal Partiler 2. Cilt

Feroz Ahmad İttihat ve Terakki

Şerif Mardin Jön Türklerin Siyasi Fikirleri

Tevfik Çavdar İttihat ve Terakki

Kazım Karabekir İttihat ve Terakki Cemiyeti

Bernard Lewis Modern Türkiye’nin Doğuşu

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir