II. Mahmut’un Hukuk Alanında Gerçekleştirdiği Reformlar

Yusuf Kadir

Sultan II. Mahmut 1785 yılında doğmuştu. Şehzadeliğini geçirdiği dönemde hükümdarlık eden Osmanlı; III. Selim’di. Selim son derece yenilikçi, bağnazlığın ve çürümüş düzenin karşısında bir hükümdardı. Bu sebeple rüşvet yemekten, adam kayırmaktan, esnafa zulüm etmekten başka bir işe yaramayan yeniçerilerin karşısına Nizam-ı Cedid ordusunun kurulmasını istedi. Fransa’dan getirilen subaylar ve teknik uzmanlar ile kurulan Nizam-ı Cedid ordusu 1806 Osmanlı-Rus Savaşı’nda kullanılmak üzere cepheye sevk edildi. Bunu fırsat bilen gericiler, din adamları, uyuşuk yeniçeriler ve yeni düzeni çıkarlarına aykırı bulan birkaç bürokrat (Köse Mustafa Paşa, Ataullah Efendi vb.) bir isyan başlattı ve III. Selim’ı tahttan indirmekle yetinmediler. Bir karşı ıslahat hareketi başlattılar; Selim dönemi reformları kaldırdılar, bu reformları yapanların idamını istediler ve tahta IV. Mustafa’yı çıkardılar.

Yeniçeri Ocağı ile yaptığı bir anlaşma ile tahta çıkabilmiş olan IV. Mustafa oldukça hırslı ve asabi biriydi. İyi bir eğitim almamıştı, devlet yönetiminden çok kişisel hayatına önem verirdi. Bu özellikleri yönetimde bir boşluk doğurmuştu. III. Selim’i tahttan indirip katledenler bu durumu fırsat bildiler ve yönetime el koydular. Fakat bürokratların hepsi reform karşıtı bağnazlardan oluşmuyordu. Rusçuk Ayanı Alemdar Mustafa Paşa gibi yenilikçi ve III. Selim taraftarı bürokratlar da vardı. Mustafa Paşa emrindeki ordu ile İstanbul’a geldi ve kanlı bir çarpışma başlattı. İsyancıların elebaşlarını öldürdü, IV. Mustafa’yı tahttan indirdi ve III. Selim’i tekrar tahta çıkarmak istedi. Filhakika III. Selim öldürülmüştü, bu sırada sarayda II. Mahmut bulunuyordu. Başta belirttiğimiz gibi Mahmut tıpkı Selim gibi yetişmiş, reformcu bir şehzadeydi. Mustafa Paşa Mahmut’u tahta çıkardı ve böylece bir yıl aradan sonra tekrar reformcu bir hükümdar Osmanlı’nın başına geçti. II. Mahmut birçok konuda reform hareketine girişmişti. Hülasa biz burada hukuk reformlarını inceleyeceğiz.

Birçok konuda yeni bir devlet düzenine geçilmesinin gerektiğini kavrayan yenilikçi sultan II. Mahmut, hukukta da gerekli olan reform hareketini başlattı. Genç Osman, III. Selim vb. yenilik yanlısı birçok hükümdar da bir hukuk reformunun gerekliliğinin farkındaydı. Filhakika hukuka, beldelere ve birçok bölgede asayişe egemen; yeniçeriler ile iç içe geçmiş kadılara söz geçirmek pek kolay değildi. 1826 Haziranı’nda Yeniçeri Ocağı kaldırılınca kadılık kurumu pek tabii zayıflamış, hukuk reformu yapmaya uygun bir durum oluşmuştu. Peki bir hukuk reformu niçin gerekliydi?

Osmanlı’daki hukuk düzeni ilk açığını henüz yükseliş devrinin başında, Fatih Mehmet’in Sırbistan’da ele geçirdiği demir madenlerinin işletilmesi konusunda vermişti. İslam Hukuku’nda maden işletmesiyle ilgili bir hüküm bulunmuyordu ve bu hususta bir içtihat da yoktu. Fatih, Osmanlı madenleri ele geçirmeden önce uygulanan hukuku benimsedi ve madenler buna göre işletildi. Osmanlı’da benimsenmiş İslam Hukuku’nun eksikleri maden işletmesinde olduğu gibi devletlerarası ticarette de kendini gösteriyordu. Devletlerarası ticarette eskimiş hükümler barındıran bu sistem yeniçağa uygun değildi. Osmanlı’da ticaret konusunda da İtalyan Hukuku esas alınıyordu ve bu hukukun hükümleri kabul görüyordu. Bu örnekler gibi birçok konuda modern bir hukuk sistemine geçiş zorunluluk göstermişti.

Kadılık

Kadılar Medrese tahsili almış,  hukuk bilgisi kazanmış, ifta görevini yerine getiren müftülerin üstünde, kaza görevini yani yargı görevini yürüten insanlardı. Hem idare ile hem adliye ile meşgul olurlardı. Subaşı, böcekbaşı gibi dönemin polis kurumları doğrudan kadıya bağlanırdı. Padişahın üstünde, bir nevi bağımsız yargıçlardı. Bunların yanında belediye işlerini de kadılar yürütürdü. Çok büyük yetkiler ile donatılmış olan kadılar aynı zamanda yeniçeriler ile iç içe geçmişlerdi. Bürokraside büyük bir güçleri vardı. Dolayısıyla kadılar üzerine söz geçirmek, onları reforma tabi tutmak mümkün değildi.

Sadece kadılar değil; vezirler ve diğer bürokratlar da yeniçeriler ile beraber bir düzen tutturmuş; rüşvet, usulsüzlük, isyanlar almış başını yürümüştü. Ancak  III. Selim ve ondan önce ilk askeri mühendislik okulunu kuran III. Mustafa (1757-1774) ile batıcı reformların yapılması zorunluluğu kendini göstermiş ve aklı başında Osmanlılar bu gayeye ulaşmak için çabalamışlardı. Batıcı reformlar gerekliydi çünkü Dünya değişmiş ve Yeni Dünya’nın efendileri batılı devletler olmuştu. Osmanlı kuruluşundan itibaren bu devletler ile çarpışıyordu ve 18. Yüzyıl boyunca bu çarpışmalar hayati toprak kayıplarına neden olmuştu. Bir reform hatta reformlar neticesinde bir devrim zorunluydu. Bağnazlıktan uzak, eğitimli Osmanlılar da bunun farkına varmış ve bu amaç doğrultusunda çaba sarf ediyorlardu. Bu çabalar az da olsa bürokraside taraftar bulmuş ve yenilikçi Osmanlılar da devlet kademesinde yerlerini almışlardı. III. Selim döneminde yenilikçi Osmanlılar azınlıktaydı fakat bizatihi III. Selim yenilikçi olduğundan dolayı yaklaşık 20 yıllık hükümdarlığı döneminde yenilikçi bürokratlar bir hayli güçlenmişti. II. Mahmut tahta çıktığında bağnaz isyancılar bastırılmış ve merkezi otorite teşkil edilmişti ve Mahmut tıpkı Selim gibi yenilikçiydi.

Mahmut ilk olarak kadıların belediye işlerine bir son verdi ve kadıların yalnızca yargı ile ilgilenmesini sağladı. Hemen ardından yargıç bağımsızlığını temin etti ve kadılar tam anlamıyla bağımsız oldular. Kadı medresesi (hukuk fakültesi) kurdurdu ve şeri sistem yerine modern sistemi benimseyen kadılar yetişmesini istedi. Eski mahkemelerin yanına modern Nizamiye Mahkemeleri’nin kurulmasını öngördü fakat ömrü yetmedi; bu isteği ancak 1846 yılında oğlu yenilikçi sultan I. Abdülmecit devrinde gerçekleşti. II. Mahmut döneminde temeli atılan ve ancak 1864 yılında kurulabilen bir diğer mahkeme de temyiz mahkemesiydi. Bu mahkeme günümüzde Yargıtay adıyla hala varlığını sürdürmektedir.

Cumhuriyet devrinde gerçekleştirilen devrimlerin tamamı zorunlu devrimlerdi. II. Mahmut gibi aklı başında, dünyadan haberi olan, dil ve din bilen birçok Osmanlı münevveri bu zorunluluğun farkına varmış ve devrimlerin temelini atmak için mücadele vermişlerdi. Tıpkı Cumhuriyet devrinde olduğu gibi bu münevverler de halk tarafından sevilmemiş, isyanlar ile karşılaşmış ve pek çok zorluğa göğüs germişlerdi. İşte bu kısa yazı bu devrimlerden en mühiminin temelinin nasıl atıldığına dair okuyucuda genel bir intiba bırakmak maksadıyla yazılmıştır.

 

Nihayet II. Mahmut yeterli güce ulaştı ve bir reform hareketi başlattı. Bu aslında Osmanlı Devleti’nin tüm kurumlarını kapsayan büyük bir harekettir fakat biz yalnızca hukuk bölümünü incelediğimiz için diğer kurumlara değinmeyeceğiz.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir