Harp Okulu VI

Ali Fuat Cebesoy

Şimdi, Mustafa Kemal’in hayatında etkisi olan bir olaydan bahsetmek istiyorum.
Yarbay Nuri Bey, bir gün tâbiye dersinde gerilladan genişçe bir şekilde bahsetti. “Gerilla nedir, ne değildir?”
konusu üzerinde uzun uzun durdu. İzahat verdi ve bir ara:

-Efendiler, dedi. Gerilla yapmak ne kadar güçse, onu bastırmak da o nisbette güçtür.

Arkadaşlar, kendisinden birkaç misal vermesini rica ettiler. Mustafa Kemal ise konunun daha iyi anlaşılabilmesi
için, hadisenin memleketin herhangi bir yerinde olmuş gibi izahının mümkün olup olmayacağını sordu. Onu arkadaşım
Tevfik Selanik de destekledi. Bunun üzerine Nuri Bey:

– Öyle ise Boğaz’a ait haritalarınızı açın.

Emrini verdi. Demek hocamız misali bu kadar yakından vermek istiyordu. Hep beraber haritalarımızı açtık.
Elindeki cetvelle Dudullu köyünü işaret etti:

– İsyanın bu köyde çıktığını farzedin.
Dedi. İlgimiz bir kat daha arttı. Hocamıza göre, isyan iki kol halinde inkişaf ediyordu. Bir kol Beykoz’a, bir kol
da Üsküdar üzerine yürüyordu. Üsküdar’a yürüyen kol hükümet kuvvetleri tarafından yenilgiye uğratılmış ve dağıtılmıştı. Fakat Beykoz’a kadar gelmeye muvaffak olanlar, gece karanlığından faydalanarak kayıklarla önce Ortaköy’e geçmişler, sonra yaya olarak ve süratle Ortaköy sırtlarına çıkmışlardı. Merakımız büsbütün artmıştı. Sonra acaba ne olmuştu? Bu kolun hedef ve gayesi ne idi?

Nuri Bey:
– Mesele burada bitmiştir.
Dedi ve bize çözülmek üzere iki görev verdi. Bu isyan ne için yapılabilir ve nasıl idame ettirilebilirdi. Hükümet
ve ordu isyanı nasıl bastırabilecekti? Mustafa Kemal, derhal söz istedi ve şu suali sordu:

– Neden isyanın Dudullu’da çıktığım farzediyorsunuzda, başka bir yer göstermiyorsunuz?

Nuri Bey cevap verdi:
– Tatbikat meselelerinde mümkün olduğu kadar hakiki durumları bulmaya çalışmak lazımdır. Bir isyan ya içeride,
ya dışarıda olabilir.
Biraz durdu ve sonra ilave etti:
– Ne demek istediğimi anladınız mı?

Hocamızın ne demek istediğini anlar gibi olmuştuk. Fakat bunun orada izahı mümkün değildi. Dersten sonra Mustafa Kemal, hocanın arkasından gitti.
– Efendim, bu söylediğiniz gerilla hakikat olabilir, değil mi?
Nuri Bey kendine mahsus olan, daima kullandığı nev’ima kelimesini de ekleyerek:
– Olabilir, dedi. Fakat artık bu kadarı kâfi.
Bu olaydan Mustafa Kemal çok bahsetmiştir. Sayın profesör Âfet İnan, kendisinden dinleyerek edebi bir üslupla kaleme almıştır. Benim bu yazdıklarım, hafızada kalan sadece keskin çizgilerdir. Mustafa Kemal, bu tâbiye dersinin ilk tatbik sahasını Trablusgarp Savaşlan’nda buldu. Bana Tobruk’tan yolladığı bir mektupta, Kurmay Yarbay Nuri Bey’in Gerilla metotlarım başarı ile tatbik ettiğini yazıyordu.

Devam Edecek

 

Kaynak:

Sınıf Arkadaşım Atatürk

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir