Harp Okulu V

Ali Fuat Cebesoy

Mustafa Kemal, 1902’de 459 mevcutlu sınıfın sekizincisi olarak Harp Okulu’nu bitirdi. (Piyade -1474) sicil numarasıyla ve teğmen rütbesiyle Türk ordusunun şerefli bir subayı oldu. Yirmi bir yaşında idi.

Harp Okulu’ndan üstün derece ile mezun olanlar, o zaman uygulanan rejime göre, yine aynı çatı altında bulunan
ve bugünkü Harp Akademisi’ne esas teşkil eden Erkân-ı Harbiye sınıflarına devam ederlerdi. Harp Akademisinin
süresi üç yıldı. Bu üç yıllık öğrenimde iyi derece ile başarı gösterenler kurmay, diğerleri mümtaz yüzbaşı olarak
orduya katılırlardı. Ben de Mustafa Kemal ile beraber kurmay sınıflarına ayrılmıştım. Yine aynı sırada oturacaktık.
Giyinişi, yürüyüşü, konuşması ve her hali ile Mustafa Kemal’e benzemeye çalışan ve o öğrendi diye dansa başlayan
Arif Adana (İzmir suikast olayında idam edilen Kurmay Albay Arif) de aynı sırada oturmak istiyor:

-Vallahi benden uysal arkadaş bulamazsınız.
Diye ısrar ediyordu. Mustafa Kemal:
– Dur hele, sılaya gidip dönelim, kolay.
Cevabım veriyordu. Arif sima itibarıyla da Mustafa Kemal’e çok benziyordu. O kadar ki, kardeş sananlar bile
vardı. Bizim arkamızdaki sıranın başında Çerkez Fahri oturuyordu. (Birinci Dünya Savaşı’nda yararlıkları görülmüş,
48. Piyade Tümeni Kumandanı iken 25 Ocak 1918’de Suriye Cephcsi’nde şehit düşmüş olan Albay Hamid Fahri),
Fahri yakın arkadaşlarımızdandı.

Mustafa Kemal, Harp Akademisi’ne ayrılamayarak tayin edildikleri görevleri başına gitmek üzere hazırlanan
yeni subay arkadaşlarıyla ve bilhassa Rumeli’ye gideceklerle meşgul oluyor, onlarla uzun uzun konuşuyor, tavsiyelerde bulunuyordu. Bize:

– En müsait iklim Makedonya’dır.

Diyordu. Selanik’e sılaya gittiği zaman, bu genç subaylarla temas edecek, hem kendilerinden yeni malumat
alacak hem de tavsiyelerde bulunacaktı. Okulda kurulacak gizli teşkilat, ilk meyvelerini, Makedonya’da verecekti.
Rumeli’ye gidenler, üç yıl sonrası için bizlere bir vasat hazırlamış olacaklardı.
Harp Akademisi’nin birinci sınıfı topçu ve süvari okullarından gelen teğmenlerle kırk üçü buluyordu. Asım
Kütahya (Emekli Orgeneral Gündüz), Ahmet Bursa (Sivas Valiliği’nden emekli), Mustafa izzet Çanakkale, Sedat
Bursa (Emekli korgeneral) ve Ahmet Saraçhane gibi üstümüzdeki sınıftan hastalıkları yüzünden bizim sınıfa kalan
arkadaşlar da bu yekûna dahildi. Topçulardan gelenler arasında İhsan Cihangir de vardı. İhsan Cihangir, Birinci
Dünya Savaşı sonlarında . İstiklal Savaşı’nda büyük taarruzdan bir müddet önce 1. Ordu kumandanlıklarında bulunan
General Ali İhsan Sâbis’tir. İtiraf etmeliyim ki, ne ben ve ne de Mustafa Kemal, okul sıralarında Sâbis ile yakın
bir dostluk kuramadık.

Devam Edecek

Kaynak:

Sınıf Arkadaşım Atatürk

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir