Harp Okulu III

Ali Fuat Cebesoy

 

 

Umumi imtihanlara, derslerimizi iyice pişirerek girdik vc başarı gösterdik. îkinci sınıfa geçtik. Mustafa Kemal
yedi yüz küsur kişilik smıfm dokuzuncusu iken bu sefer altmcılığa yükselmişti. Beni, dışarıda sınavla okula girdiğim
için sınıfın en sonlarına kaydetmişlerdi. Bu sefer ben de yirmi beşinci oldum. Koluma da onbaşı şeridi taktım.
Memnundum, askerlikte bir rütbe bir rütbedir. Ağabeyim Mehmet Ali, okuldan iyi derece ile mezun olmasına
rağmen kurmay sınıflarına ayrılmamış, teğmen rütbesiyle önce Cidde’ye Redif taburuna gönderilmek istenmiş, sonra
da Topkapı Askeri Rüşdiyesi Fransızca öğretmenliğine tayin edilmişti.
Bu yıl Mustafa Kemal, Selanik’e annesi Zübeyde Hanım’m yanına sılaya gitmişti. Döndüğü zaman yanında bir
arkadaşı da vardı. Bana tanıştırırken:

-Sana Sana Selanikli Mustafa Nuri’yi takdim ediyorum. Benim Selanik Rüşdiyesi’nden ve Manastır’dan arkadaşımdır.
Çok iyi bir çocuktur

Dedi. O günkü bu genç Harbiyeli, Cumhuriyet devrinde milletvekilliği yapmış olan Nuri Conker’dir. Mustafa Kemal, döndükten sonra bir şey dikkatimi çekti. Kısa denecek bir sürede fevkalade güzel vals öğrenmişti. İleride kurmay subay olduğumuz takdirde -ki bütün gayemi/, emelimiz bu idi- dansın da bilinmesi lüzumlu şeyler arasında olduğunu söylüyordu. Teneffüslerde sınıf arkadaşlarımı/dan isteyenlere ve bu arada Arif’e (Ayıcı la-kabı ile maruf olan Albay Arif Bey’dir. Suikast olayında idam edilmiştir) de dans öğretiyordu.
Birinci sınıfta olduğu gibi biz ikinci sınıfta da aynı sıradaydık. Ben on sekiz, Mustafa Kemal on dokuz yaşlarında
idik.

Babam İsmail Fazıl Paşa, İstanbul’a gelip Genelkurmay 4. Şubesi’nde göreve başladıktan bir müddet sonra
benden sınıf arkadaşlarım hakkında bilgi istedi. Yakın arkadaşlarımı sordu. Bu onun adeti idi. Daha ben Erzincan
Rüşdiyesi’nde iken öğretmenlerden ziyade arkadaşlarımı sorar, bilgi alır ve bazılarını yemeğe çağırmamı söylerdi.
Tereddüt etmeden:

– Çavuşum Mustafa Kemal Selanik.

Dedim ve emrederse, bir hafta tatilinde kendisini alıp gelebileceğimi söyledim. Vaktiyle Erzincan’a yazdığım
bir mektupta da ondan bahsettiğim için isim yabancı gelmemişti.
– Getir, çok memnun olurum. Ona da söylemişsin, büyükannen de merak ediyor.
Dedi. Ertesi hafta sözleştik. Arkadaşımı sabah vapur iskelesinde bekledim. Buluştuk ve vapurla karşıya geçtik.
Vakit öğleydi. Salacak’taki evimizin kapısına geldiğimiz zaman kendisini biraz müterreddit gördüm. Herhalde Paşa
tarafından nasıl karşılanacağını düşünüyordu. Müteazzım insanlardan hoşlanmadığını biliyordum. Feleğin çok kahrını
çekmiş olan babamın mütevazi bir asker olduğunu söyledim. Öncc büyükannemin, sonra da babamın elini
öptük. Ayşe Ilanım’ın:
– Maşallah, Harbiyeli elbiseleri de ne güzel yaraşmış.
Dediğini hiç unutmam. Babam da yüzünü hafifçe okşadı.
– Fuat’la kardeş gibi geçiniyor muşsunuz, memnun oldum. İnşallah meslek hayatında birbirinizden ayrılmazsınız.
Arkadaşım mahcup bir gençti. Büyüklerin yanında bu mahcubiyeti daha da artardı» Yemekte biraz açıldı. O geniş
ihata kudreti ve keskin zekâsıyla bazı sorularına verdiği cevaplar babamı bir an için şaşırtmıştı.
– Her ikimizi de erkânı harp zabiti olarak görürüm.
Dedi ve biz birkaç yıl sonra birer kurmay yüzbaşı olarak Harp Akademisi’nden mezun olduğumuz zaman en
çok sevinenlerden biri de kendisi olmuştu. Annem Zekiye Hanım henüz Paris’ten dönmediği için Mustafa Kemal’i
görmemişti. İkindiden sonra okula beraberce dönmek üzere evden ayrılırken babam arkadaşıma çok iltifat etmiş:
– Seni çok sevdim oğlum, Kuzguncuk’taki evimize de beklerim. Muhakkak geliniz.
Demişti. Sonra bana dönmüş:
– Seni de tebrik ederim, böyle değerli ve iyi bir gençle arkadaşlık kurmuşsun. Okul sıralarında başlayan arkadaşlıklar
kolay kolay sarsılmaz.
Yakında Salacak’taki kira evinden çıkarak Kuzguncuk’a nakledecektik. Babam, büyükannemin bir kısım emlak
ve arazisini satmış, elde ettiği para ile Kuzguncuk’ta yeni bir köşk yaptırmaya başlamıştı.

Devam Edecek..

 

Kaynak:

Sınıf Arkadaşım Atatürk

“Harp Okulu III” hakkında bir görüş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir